Washington Kulislerinde F-35 Savaşı Kızışıyor: Yunan Lobisinden İtiraf, “Türkiye Kongre’de Çok Agresif!”
Doğu Akdeniz ve Ege’deki stratejik güç dengelerini doğrudan etkileyen beşinci nesil savaş uçağı F-35 Lightning II programı üzerindeki lobi savaşları, ABD Kongresi’nin koridorlarında benzersiz bir gerilime sahne oluyor. Türkiye’nin KAAN milli muharip uçak projesini hızlandırırken aynı zamanda küresel havacılık diplomasisindeki konumunu pekiştirmeye yönelik adımları, Washington’daki yerleşik karşıt odakları panikletmiş durumda. Hürriyet Gazetesi’nin ABD dış ilişkiler komisyonları ve diplomatik kaynaklardan derlediği sıcak bilgilere göre, Washington’daki en güçlü yapılardan biri olan Yunan lobisi, Türkiye’nin Kongre genelindeki diplomatik ve kurumsal hamleleri karşısında havlu atma noktasına geldiklerini itiraf eden çarpıcı bir rapor yayınladı.
“Türk Diplomasisi Eski Pasif Çizgisini Tamamen Terk Etti”
Yunan ve Rum lobilerinin (HALC vb.) önde gelen temsilcilerinin Kongre üyelerine yönelik hazırladığı gizli durum analizi raporunda, Türk diplomatik misyonunun ve savunma sanayii temsilcilerinin son dönemde izlediği “agresif ve çok boyutlu” lobi stratejisinden yakınılıyor. Raporda yer alan en dikkat çekici itiraflardan biri, Türkiye’nin artık sadece savunma odaklı bir diplomasi yürütmediği, aksine Kongre üyeleri, senatörler ve karar verici düşünce kuruluşları (Think-Tank) üzerinde doğrudan saha baskısı kurduğu yönünde.
Yunan lobi liderleri, “Türk tarafı Kongre’de inanılmaz derecede agresif bir mobilizasyon yürütüyor. Geçmiş yıllardaki savunmacı reflekslerini tamamen bırakarak, jeopolitik gerçekleri ve NATO’nun güney kanadındaki vazgeçilmez rollerini net argümanlarla masaya koyuyorlar. Bu durum, Kongre’de Türkiye aleyhine oluşturmaya çalıştığımız blokta ciddi çatlaklar yaratıyor” ifadeleriyle Washington’daki güç dengelerinin Ankara lehine nasıl evrildiğini gözler önüne seriyor. Türkiye’nin F-16 Blok 70 modernizasyon süreçlerindeki başarısının ardından F-35 programı için de yasal ve diplomatik zeminleri zorlaması, lobi çevrelerinde ciddi bir şok dalgası yaratmış durumda.
Ege’de Dengeler Değişiyor: F-35 Tedarik Süreçleri Mercek Altında
Kulislerde yankılanan bilgilere göre, Atina yönetiminin ABD’den F-35 tedarik etmek üzere attığı resmi imzalara ve bütçe planlamalarına güvenen Yunan lobisi, Türkiye’nin eş zamanlı olarak Amerikan savunma sanayii devleriyle yürüttüğü ticari ve üretim ortaklığı müzakerelerini engelleyemiyor. Türkiye’nin yerli savunma sanayiinde ulaştığı %80’i aşkın yerlilik oranı ve ürettiği mühimmatların küresel sahadaki operasyonel başarıları, Amerikalı senatörlerin Türkiye’ye yönelik ambargo ve kısıtlama politikalarını “verimsiz ve Amerikan çıkarlarına aykırı” görmeye başlamasını tetikledi.
Havacılık analistleri, ABD’nin F-35 üretim hatlarında yaşadığı küresel tedarik zinciri sıkıntıları ve maliyet artışları düşünüldüğünde, Türkiye gibi endüstriyel altyapısı güçlü bir ortağın lobi baskısıyla tamamen sistem dışında tutulmasının Pentagon içerisindeki bazı kanatlarda da huzursuzluk yarattığına dikkat çekiyor. Türk heyetlerinin Washington’da yürüttüğü temaslarda, bölgesel güvenlik mimarisinin Türkiye olmadan sürdürülemeyeceğini somut askeri simülasyonlarla anlatması, Yunan tarafının yürüttüğü “ideolojik ve hamasi” lobiciliğin gücünü kırıyor.

Gözler Kongre’nin Gelecek Dönem Onay Süreçlerinde
Hürriyet’in dış politika kulislerinden aktardığı analizlere göre, Yunan lobisinin bu panik havası, önümüzdeki aylarda Kongre’ye sunulacak olan yeni askeri yardım ve satış bütçesi paketlerinden kaynaklanıyor. Ankara’nın Washington’daki sivil toplum kuruluşları, iş dünyası konseyleri ve stratejik analiz merkezleri üzerinden kurduğu bu yoğun diplomatik ağ, lobi faaliyetlerine ayrılan bütçelerin de çok daha efektif kullanıldığını kanıtlıyor.
Uluslararası ilişkiler uzmanları, F-35 krizinde hukuki ve finansal tahkim süreçlerinin arka planda aktif tutulmasının Türkiye’nin elindeki en büyük koz olduğunu belirtiyor. Yunan lobisinin bu açık itirafları, Türk dış politikasının askeri güç ile masa diplomasisini senkronize bir şekilde yürüttüğünde küresel ölçekteki en kemikleşmiş ambargo duvarlarını bile çatlatabileceğini bir kez daha kanıtlıyor. Washington hattındaki bu taktiksel satranç mücadelesi, önümüzdeki günlerde çok daha sıcak gelişmelere gebe.
Bir Cevap YazEditörün Strateji Notu (Saha Analizi): Amerika Birleşik Devletleri iç siyasetinde lobicilik faaliyetleri tamamen yasal ve kurumsal bir zemin üzerinde yürütülür. Yunan lobisinin “Türkiye çok agresif” itirafının arkasındaki asıl gerçek, Türk diplomasisinin sadece Washington büyükelçiliği kanalıyla değil, profesyonel lobi ajansları ve Türk-Amerikan iş dünyası federasyonları üzerinden “nokta atışı” bir eyalet stratejisi izlemeye başlamasıdır. Senatörlerin seçim bölgelerindeki yerel ekonomik çıkarlar ile Türkiye’nin ticari hacmi arasında bağ kuran bu yeni nesil akıllı lobi konsepti, karşı tarafın gelenekselleşmiş etnik propaganda hatlarını tamamen çökertmektedir. Masadaki bu üstünlük, savunma sanayii tedarik süreçlerimize doğrudan olumlu yansıyacaktır.





